May 102015
 
Mayıs Ayı Kiraz mevsimi, kiraz mevsimi sevişme vakti

Mayıs Ayı Kiraz mevsimi, kiraz mevsimi sevişme vakti

Mutlu başlangıçları ve mutlu ilk yarıları seviyorum. İkinci yarılar mutlu da olsa hüzün veriyor bana. Sona yaklaştığımız için midir bilmem. Belki de her sonun yeni bir başlangıç olduğu fikrine kendimi alıştıramamam yüzünden. Mesela tatilin ilk günlerini seviyorum. Son yaklaştıkça ince ince gelen bir sis perdesi gibi ince bir hüzün sinsice yerleşiveriyor düşüncelerime. Yılın ilk aylarını ve hemen gelen ilkbaharı seviyorum. 21 Aralık doğum günüm gibi oysa en uzun gece. O geceden sonra günler uzamaya başlıyor ya anlıyorum ki bahara az kaldı. 21 Haziran ise ikinci yarının ilk düdüğü, günleri kısacık kışın ayak seslerini duyuyorum.

Ömür kısa, yüz yıl olsa da kısa ama yaşın getirisi olsa gerek biliyorum ki ikinci yarının ilk düdüğü çoktan çalınmış benim için. ilkbahar bitmiş, yaz geçmek üzere, kış ise uzun sürecek. Geri sayım an be an devam etmekte. Kayıplar giderek artmakta, her geçen gün birileri eksilmekte. Beklenen son gittikçe yaklaşmakta. Yaşadığımıza şükrederek uyanacağımız, yaşlı, yorgun, hastalıklı sabahların sonunda sessiz sedasız göçüp gitmek yerine muhteşem bir final istiyorum ben.

Sana bağlılığım seni çok sevdiğim için mi yoksa kendimi çok sevip seni kaybetmekten korktuğum için mi? Hepsi aynı kapıya çıkıyor aslında ve yaz tatilinin son demlerini yaşayan bir ilkokul çocuğu gibi uzadıkça uzasın istiyorum. Bir kez daha, son bir kez daha diyeceğim günler ne kadar uzakta kim bilebilir ki?

Hani durdur zamanı deseler kal bir yerde sana özel izin çıktı. İşte o zaman seni yanıma alır “Aylardan Mayıs olsun, günlerden de Cumartesi, yaşımızsa on dokuz” derdim. Çünkü Mayıs kiraz mevsimi, kiraz mevsimi ise sevişme vakti.

 

 

ŞİMDİ SEVİŞME VAKTİ’ NDEN (SAİT FAİK ABASIYANIK)

Resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım
Baygınlık getiren şiirler
Kiraz mevsimi, kiraz
Küfelerle dolu Pazar.
Zambaklar geçiriyor bir kadın.
Bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor
Sallıyor boyacı çocuğu fırçasını
Belediye kahvesinde hâlâ o eski, o yalancı
O biçimsiz bizans şarkısı.

Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem,
Nasıl etsem nasıl yapsam da
Meydanlarda bağırsam
Sokakbaşlarında sazımı çalsam
Anlatsam şu kiraz mevsiminin
Para kazanmak mevsimi değil
Sevişme vakti olduğunu…

 

May 102015
 

Ebubekir-Hazım-Tepeyran-Roman-Yarışması-e1431115680858-300x149Beşiktaş Belediyesi, Ebubekir Hazım Tepeyran Roman Yarışması geleneğini sürdürüyor.

Beşiktaş Belediyesi, Niğde Kültür ve Sanat Platformu işbirliğiyle Romancı ve Devlet Adamı Ebubekir Hazım Tepeyran’ın adını yaşatmak ve romancılarımızı desteklemek amacıyla Ebubekir Hazım Tepeyran Roman yarışması düzenliyor.

ROMANCI ve DEVLET ADAMI EBUBEKİR HAZIM TEPEYRAN ANISINA

Ebubekir Hazım Tepeyran, 20. yüzyılın ilk Türk köy romanı Küçük Paşa’yı yazan, Milli Mücadele içinde yer aldığı için idama mahkûm olan, cezası küreğe çevrilen, Cumhuriyet’in ilanıyla serbest kalan, Osmanlı döneminde valilik, bakanlık, Cumhuriyet döneminde milletvekilliği yapmış çok değerli bir yazardır. Öykü ve roman ustası Oktay Akbal’ın büyükbabasıdır. 2011 yılından beri romancı ve devlet adamı Tepeyran’ın anısına düzenlenen yarışma, 2014 yılı itibarıyla Beşiktaş Belediyesi tarafından gerçekleştiriliyor.

Kazananın 5.000 TL’lik para ödülü ile ödüllendirileceği yarışmanın seçici kurulunda ise Doğan Hızlan, Güray Öz, Hikmet Altıntarak, Osman Şahin, Yüksel Pazarkaya ve Beşiktaş Belediye Başkanı Av. Murat Hazinedar yer alacak.

Son Katılım Tarihi: 1 Temmuz 2015 Çarşamba, Saat: 17.00
Ayrıntılı bilgi için: (0212) 319 42 42 / 4116

TEPEYRAN ROMAN ÖDÜLÜNÜ KAZANANLAR
2011/Adnan BİNYAZAR, 2012/İnci ARAL, 2013/Sibel K. Türker, 2014/Necati TOSUNER
2015 yılı ödülü, sahibini bekliyor.

KATILIM KOŞULLARI
1- Ödüle Temmuz 2014 – Haziran 2015 tarihleri arasında yayımlanmış bir romanla yazarı başvurabilir.
2- Ödüle yayınevleri de yayımladıkları roman(lar)la başvurabilir.
3- Ödüle tüzel kişiler ve Seçiciler Kurulu üyeleri de aday gösterebilir.
4- Ödüle başvurular açıklanmaz.
5- Ödül sahibine Ödül Plaketi ve 5.000 TL’lik para ödülü TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı’nda düzenlenecek törende sunulur.
6- Aday yapıtlar; 7 kopya olarak, 1 Temmuz 2015 Çarşamba günü saat 17.00’ye kadar BEŞİKTAŞ BELEDİYESİ, Tepeyran Roman Ödülü Ödül Koordinatörlüğü – Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü, Nispetiye Mah. Aytar Cad. Başlık Sok. No:1 Beşiktaş/İstanbul adresine elden teslim edilmeli ya da kargo ile ulaştırılmalıdır.

Ayrıntılı bilgi ve katılım formu için tıklayınız.

http://besiktas.bel.tr/

Nis 192015
 
Asıl kötü olan azalmamasıdır

Asıl kötü olan azalmamasıdır

Asıl kötü olan azalmamasıdır. Dolapların, tencerelerin, boşalmamasıdır. On dokuzluk su damacanasının dibini günlerce görememektir.

Geceden yaptığın zeytinyağlı dolmanın, sabaha kadar gidip gelip dibine darı eken birileri olmalıdır. Tencerenin yeniden kaynayabilmesi için boşalması lazımdır.

Un, çay, şeker eksilmelidir.

Makarna, pirinç, kuru fasulye eksilmelidir. Ekmek bayatlamadan tükenmelidir.

Tamamlamak için gitmiyorsan pazara bil ki hayatından eksilen sadece meyve sebze değildir. Hayatın ne kadar kalabalıksa elinde tuttuğun alışveriş listesi de o kadar uzayacaktır.

Kazandığından harcayamıyorsan eksik yaşıyorsun ya da eksik yaşıyorsunuz demektir.

Mutfağı dağılmıyorsa, kirli tabaklar dağ gibi yığılmıyorsa, bardaklar kırılıp takımlar bozulmuyorsa altında, üstünde, sağında ve solundakilere rağmen milyonlar içinde yapayalnız kalmıştır o ev.

Boşalan şampuan şişeleri, kapının önüne çıkartılan çöp torbaları ve eskiyen ayakkabılar, zenginliğinin eseridir.

Her ay kapısına iliştirilen faturaları görünce şaşırmalıdır insan. Gözleri büyümelidir. “Bu ne arkadaş böyle, yeter artık!” diye söylenmelidir. İşte o an var olduğunun küçük bir işaretidir.

Azalmalıdır. Azalmalı ve tamamlanmalı sonra yine azalmalı yine tamamlanmalıdır.

Bütün bunlar yaşadığının belirtisidir.

Şükretmen için fazlasıyla yeterlidir

Şub 022015
 
Oyun yazma yarışması bu yıl ikinci kez düzenleniyor

Oyun yazma yarışması bu yıl ikinci kez düzenleniyor

Tiyatro Kara Kutu tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen yarışmanın amacı, çağdaş Türk tiyatrosuna yeni yapıtlar kazandırmak, bu alanda ürün veren veya vermek isteyen yazarların oyunlarının değerlendirilmesine ve sahnelenmesine olanak sağlamak, tiyatro oyunu yazmaya özendirmek.

Katılım Koşulları

1-Yarışma herkese açıktır, yaş sınırlaması yoktur.
2-Oyun yazarları yarışmaya tek yapıtla katılabilirler.
3-Yarışma bu yıl temalı olarak düzenlenmektedir. Oyunlarda işlenecek konu ‘Üçüncü Sayfa Haberleri’ olarak belirlenmiştir.Yazılmış ya da yazılacak oyunların bu temaya uygun ve özgün olması gerekmektedir.

4-Yarışmaya katılacak yapıtların daha önce sahnelenmemiş ve başka hiçbir yerde ödül almamış olması gerekmektedir.
5-Ödül tek yapıta verilecektir. Seçici kurul gerek gördüğü takdirde ödül paylaştırılabilir.
6-Ödül alan yapıtın yazarına, düzenlenecek bir törende plaket armağan edilecektir.
7-Ödül alan yapıt, ödülün açıklandığı tarihten itibaren, bir yıl süre ile Kara Kutu Tiyatro’da sahnelenecektir. Yarışmaya katılanlar bu koşulu kabul etmiş olurlar.
8-Ödüle son katılım tarihi 25 Mart 2015’dir.

9-Ödül alan yapıt 25 Mayıs 2015 tarihinde açıklanacak, ödül töreni 2015 Ekim ayı içinde ayında yapılacaktır.
10-Yapıtlar 6’şar adet olarak,ayrı bir zarfın içinde oyunun adı, özgeçmiş ve iletişim bilgileriyle birlikte, Kara Kutu Tiyatro’ya elden,posta veya kargo ile gönderileceklerdir.
11-Yarışmaya katılacak yapıtların, Tünel,Ensiz sk. Şeref apt, no 4/4 Beyoğlu.İstanbul adresine gönderilmesi gerekmektedir.
Seçici Kurul

Jale Sancak

Egemen Sancak

Erşan Özhim

İlkay Ceyhan

Hamdi Alp

 

Oca 192015
 

 

mdm-ziya-gokalp-roman-yarismasi  (1)

ZİYA GÖKALP ROMAN YARIŞMASI

Milli Düşünce Merkezi Ziya GÖKALP roman yarışması düzenliyor.

ZİYA GÖKALP ROMAN YARIŞMASI KATILIM ŞARTLARI:

 

  1. Yarışmada Ziya Gökalp’in hayatı, fikirleri ve mücadelesinin tamamı veya bir parçası biyografik roman kurgusu içinde verilecektir.

 

  1. Yarışmanın son başvuru tarihi 1 Aralık 2015’tir.

 

  1. Eserler iade edilmeyecektir.

 

  1. Eserin ilk 5000 adet baskısına ait telif hakkı, Millî Düşünce Merkezi’ne ait olacaktır.

 

  1. Yarışmaya katılacak eserler, daha önce yayımlanmamış olmalıdır.

 

  1. Yarışmaya yurt içi ve yurt dışından herkes katılabilir.

 

  1. Katılım bir (1) eserle sınırlandırılmıştır, sayfa sınırlaması yoktur.

 

  1. Eserler Türkçe olarak yazılacaktır.

 

  1. Her yarışmacı, eserini 1 nüsha yazılı olarak ve bununla birlikte metni içeren cd’yi aşağıdaki adrese elden veya postayla gönderecektir.

 

Adres: Millî Düşünce Merkezi, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, Özveren Sokağı, Nu: 2/2, Demirtepe – Kızılay / ANKARA

 

10. Yarışmacılar, gerçek isimleriyle değil rumuzla katılacaklardır. Bu nedenle eserin üzerinde veya herhangi bir sayfasında gerçek kimlik bilgileri yer almayacak, bunun yerine rumuz kullanılacaktır. Yarışmacının ad, soyad, telefon (cep, ev, iş), adres ve e-posta bilgilerini içeren bilgiler, kapalı bir zarf içinde, ayrıca gönderilecektir.

 

11. Eserler ncetin64@hotmail.com Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız elektronik posta adresine sayısal doküman formatında (MS Word ve benzer formatlar) gönderilecektir.

12. Dosyada yazar olarak yarışmacının belirleyeceği bir rumuz kullanılacaktır. Gönderilen roman dosyasının herhangi bir yerinde gerçek kimlik bilgileri yer almayacaktır. Gerçek kimlik bilgileri, ad, soyad, telefon (cep, ev, iş), adres ayrı bir e-posta mesajı ile yine  ncetin64@hotmail.com Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız adresine yollanacaktır.

13. Eserler, Emine Işınsu, Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun ve Prof. Dr. Nurullah Çetin’den oluşan seçici kurul tarafından değerlendirilecektir.

14.Yarışmada dereceye girenlerden, birinciye 10.000 TL, ikinciye 5.000 TL, üçüncüye 3.000 TL ödül verilecektir.

15.Sonuçlar 15 Ocak 2016 tarihinde açıklanacak, ödüller ise, bildirilen tarih ve yerde düzenlenecek törenle sahiplerine verilecektir.

16. Yarışmaya, Seçici Kurul üyeleri, Millî Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu üyeleri ve bunların birinci derece yakınları katılamazlar.

 

MİLLİ DÜŞÜNCE MERKEZİ

YÖNETİM KURULU

Oca 112015
 
Yaşlılık

Ölüm Allah’ın emri, İhtiyarlık olmasaydı

Ölüm Allah’ın emri ayrılık olmasaydı diye devam eden içli türküleri dinlediğim günlerden, ölüm Allah’ın emri ihtiyarlık olmasaydı diyeceğim günlere geleceğimi düşünmüş müydüm bundan otuz sene önce?  Ailenin büyükleri geçmiş dönem anılarını bundan on sene, yirmi sene, otuz sene önce diye başlayan sözlerle anlatmaya başladıklarında o on seneler, yirmi seneler, otuz seneler ne de büyük görünürdü gözüme. Oysa bugün bazen küçük bir kelime oyunun, bir eşyanın, bir şarkının ya da bir kokunun attığı çağrışım oku, on sene, yirmi sene, otuz sene öncesindeki bir anı vurduğunda zamanın insanın avuçlarında tutmaya çalıştığı su gibi akıp gittiğini anlayıveriyor insan.

Tansiyon ilacını aksatmayan, yarın için, öbür gün için, bu sene için ve seneler sonrası için hazırlık yapan hayata sımsıkı bağlı ihtiyar insanları seviyorum. Öyle ki ömrün yüzde doksanlık bölümünü büyük bir ihtimalle doldurmakla birlikte vadenin sona erme süresinin çok daha uzakta olduğunu varsayarak yaşayışları göz ardı ettiğimiz bir gerçeği haber veriyor. Evet insan eninde sonunda öleceğini biliyor ama kaç yaşında olursa olsun o kaçınılmaz sonun çok ama çok uzun yıllar sonra kendisini bulacağını zannederek yaşıyor. Yine evet ölüm birgün gelecek bizi alacak ama daha çok var düşüncesi bir an olsun yakamızı bırakmıyor.

Her canlı kendisine biçilen sürenin çocuklunu, gençliğini, yaşlılığını yaşıyor. Kim bilir gençlik döneminde daha önünde uzun yıllar olduğunu düşünen insanoğlu gibi, belki de yumurta evresinden çıkmış tırtıla, kelebeğe dönüşeceği günlere çok uzun bir zaman varmış gibi geliyor. Biz insanoğulları tarihin belki en büyük belki de en anlamsız buluşu olan takvimi icat etmiş olduğumuzdan ve her işimizi matematiksel hesaplara göre ayarladığımızdan geçen günler ve geride kalan yılların sayısı ister istemez acı veriyor.

Evet hayat geçiyor. Ömür bir gün son bulacak ama şu ihtiyarlık! Kabul etmek lazım ki ayrı bir güzelliktir ihtiyarlık. Akıl büyür, tecrübe artar, sakin, soğukkanlı bakmayı öğreniştir insan hayata. Hani diyor ki insan ihtiyarlık  da beklenen son gibi kaçınılmaz ama hiç değilse böyle olmasa. Bu deformasyon, bu erozyon, bu çöküş yaşanmasa! Yılları devirdikten sonra bile fiziksel aktivitelerimiz kaybolmasa, saçlara aklar düşmese, eller yüzler kırışmasa, kemikler eskimese! Elden ne gelir ki böyle olmuyor. İlahi düzen belli bir süreden sonra yaşayışı geri çeviriyor. Yedi çarpı yirmi dört saat çalışan beden en üst performansına ulaştıktan son her gün bir önceki günden biraz daha az çalışmaya başlıyor. Yeni hücreler daha az üretiliyor. Gençlikte aklı başından alan hormonların seviyesi her an biraz daha düşüyor. Şakaklara yağan kar, gözler altındaki mor halkalarla aşılan yolun yarısı fabrikanın üretimi durduracağı anı haber veriyor.

İnsanoğlu var olduğu günden bu yana doğum, yaşam ve ölüm üzerine kafa yoruyor. Oysa o kaçınılmaz gün geldikten sonra açılacak kapının ardında yepyeni bir hayat başlıyor. Zamanın, günlerin, yılların ve insan icadı takvimlerin olmadığı kiminin sonsuz huzur kiminin büyük pişmanlıklar duyacağı bir yaşam.

O kaçınılmaz an, her an biraz daha yaklaşıyor.

Ara 162014
 

 siir_afis1

AMASYA BELEDİYESİ

5. ULUSAL  “ AMASYA’LI MİHRÎ HATUN”  ŞİİR YARIŞMASI

ŞARTNAMESİ

 

BİRİNCİ BÖLÜM

KONU

 

            “KÂİNATIN GÖZYAŞI YAĞMUR”

 

Amasya, dillerden düşmeyen destanların, dünyaya nam salmış aşkların yaşandığı şehirdir.  Bu sevgi, yeri gelmiş Şirin’i uğruna Ferhat’ın külüngüyle dağları dövmüş, günü gelmiş “Hattatların Piri”  Şeyh Hamdullah’la hat sanatını zirveye taşımış, günü gelmiş divan edebiyatımızın ilk kadın şairi Mihrî Hatun’la dizelere dökülmüştür. 17 medeniyetin filizlenip boy verdiği bu topraklarda Milli Mücadele’nin de ilk kıvılcımı yakılmıştır. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal’in silah arkadaşlarıyla Amasya’dan tüm dünyaya ilan ettiği Amasya Tamimi’nin  96. Yılı’nı kutlayacağımız 2015’te “12-22 Haziran Uluslararası Atatürk Kültür ve Sanat Haftası” etkinlikleri arasında bu yarışmamız beşinci kez yerini alacaktır.

 

 

Şiir yarışmamıza adını verdiğimiz Amasyalı Mihrî Hatun ise, nazireleri ve divanıyla kadın şairler içinde sevda ile ilgili duygularını samimi bir şekilde yazması bakımından dünyada farklı bir yere sahiptir.  Amasyalı Mihri Hatun’un;  sade bir dille yazdığı kaside ve gazelleri ise adeta sevda şehri Amasya’nın hikâyesini anlatmaktadır. 1460 ya da 1461′de Amasya’da doğduğu ve 1506′da yine burada vefat ettiği rivayet edilmektedir. Güzelliğiyle bölgede ün salan Mihri Hatun hiç evlenmemiştir.

 

AMAÇ

 

Tarihin akışında Amasya her zaman mihenk taşı olma konumunu korumuştur.İşte bu nedenlerle Amasya Belediyesi’nin yapmış olduğu kültürel faaliyetlerin karikatür ve fotoğraf yarışmaları yanında sanatın bir başka estetik formu olan şiirle süslenmesi ve sanatçılarımızın, “Kâinatın Gözyaşı Yağmur “ temasından esinlenerek, mana ve ana temasını tamamen kendi ruh dünyalarında anlam bulduracakları dizelere dökmeleri amaçlanmıştır.

İKİNCİ BÖLÜM

 

YARIŞMAYA KATILACAKLARDA ARANACAK ŞARTLAR

 

  1. 1. Yarışmaya 18 yaş ve üzeri herkes katılabilir.
  2. Seçici Kurul Üyeleri ve birinci derecede yakınları yarışmaya katılamazlar.

 

YARIŞMAYA KATILACAK ESERLERDE ARANACAK NİTELİKLER

 

  • Yarışma konusu şiirin evrensel değerleri çerçevesinde tamamen

 

  • Eserler Hece, Aruz ve Serbest ölçü olmak üzere üç kategoride değerlendirmeye alınacaktır.

 

  • Yarışmaya katılacak şiirler, daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış ve herhangi bir yarışmada derece ve mansiyon almamış olmalıdır.

 

  • Yarışmacılar her üç kategoride, (Hece,Aruz,Serbest) tek rumuzla en fazla 2 şiirle katılabilirler.

 

  • Şiirler, iki A4 sayfa boyutunu geçmeyecek şekilde, Times New Roman yazı karakterinde, 12 punto, tek sütuna ve 1,5 satır aralığında bilgisayarda yazılacaktır.

 

  • İl dışından katılacak yarışmacılar eserlerini iadeli taahhütlü posta ya da kargo vasıtasıyla aşağıdaki irtibat adresimize teslim edecekler, e-posta yolu ile yapılan müracaatlar kesinlikle kabul edilmeyecektir.

 

  • Şiir metninin ön ve arka tarafına kesinlikle ad, soyad yazılmayacak, sadece şiir kategorisi (Hece, Aruz, Serbest) ve tek kelimeden oluşan rumuz yazılacaktır.

 

  • Şartnameye uymayan şiirler değerlendirmeye alınmayacaktır.

 

  • Şartnamede belirtilmeyen konularda Seçici Kurul tarafından (tutanakla) kayıt altına alınan kararlar geçerlidir.

 

  1. Şiirlerin sorumluluğu şairlerine aittir.

 

  1. Tüm eserlerin telif hakkı Amasya Belediyesi’ne ait olup iade edilmez. Yarışmacılar ödül alan ve yayınlanmaya uygun bulunan şiirlerinin Belediyemiz tarafından hazırlanacak olan albümde yayınlanmasını yarışmaya katılmakla kabul etmiş sayılacaklardır.

 

  1. Eserler kendi kategorilerinde ödüllendirilecektir.

 

  1. Yarışmada birincilik alan yarışmacılar bir sonraki yıl birincilik aldıkları kategoride yarışmaya katılamazlar.

 

ESERLERİN TESLİMİ

 

 

  1. Katılımcılar…eserlerini yalnızca…Belediyemizin…belirlemiş…olduğu…adrese gönderilecektir. Belediyemizin belirlediği adrese gönderilmeyen eserler değerlendirilmeye alınmayacaktır.

 

  • Her eser için tek kelimeden oluşan farklı rumuzlarla zarf oluşturulacaktır.

 

 

  • Her eserden 7’şer nüsha olacaktır.

 

  • Yarışmacılar; Times New Roman yazı karakterinde, 12 punto ve 1,5 satır aralığında bilgisayarda yazdıkları her bir eser için ayrı ayrı olarak ad ve soyadlarını, öz geçmişlerini, adres ve telefon bilgilerini ve e-mail adreslerini içeren bir belgeyi (EK 1 FORMU) üzerine sadece rumuzlarını yazıp yine üzerinde sadece rumuz yazılı olan CD vb. dijital ortamda (Word formatı) kayıtlarıyla birlikte kapalı bir zarfa koyacaklardır.

 

  • Yarışmacılar eserleri için yukarıda anlatılan şekilde oluşturdukları zarfları, üzerinde yine sadece rumuzları yazılı daha büyük bir kapalı zarf içinde aşağıda belirtilen adresimize 21 Nisan 2015 Salı akşam 17.00’a kadar elden, posta veya kargo yolu ile makbuz karşılığı teslim edeceklerdir.

 

  • Posta ve kargodaki gecikmeler için Amasya Belediyesi sorumlu tutulamaz. Posta ve kargo ile yapılan müracaatlarda ilan edilen teslim süresi için son gün; evrakların postaya verildiği değil, Belediye’ye intikal ettiği tarih olarak kabul edilecektir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

 

ÖDÜLLER

 

(Her Kategori için)

 

Birincilik Ödülü                    : 2.500 TL.-(Net)

İkincilik Ödülü                     : 2.000 TL- (Net)

Üçüncülük Ödülü                 : 1.500 TL- (Net)

Mansiyonlar (3 Adet)           :    750 TL- (Net)  (her kategori için)

 

Dereceye giren ve mansiyona değer bulunanlara ayrıca plaket verilecek ve Jüri değerlendirmesi sonucu belirlenen eserlerle birlikte albüm haline getirilerek yayınlanacaktır. Yarışma törenine katılamayan derece ve mansiyon sahiplerinin para ödülleri Ekler bölümünde bulunan Ek-1 formunda bildirdikleri iban numarasına veya PTT Bank yoluya ismize havale edilir.(banka masrafları kazanılan ödüllerden düşülecektir.)

 

 

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

 

 

SEÇİCİ KURUL ÜYELERİ

 

  • Osman AKBAŞ

Belediye Başkan Yardımcısı

 

  • Prof. Dr . Hicabi KIRLANGIÇ

Ankara Üniversitesi

 

  • Yrd. Doç. Dr. Ali Rıza AYAR

Amasya Üniversitesi

 

  • Yrd. Doç. Metin HAKVERDİOĞLU

Amasya Üniversitesi

 

  • Dr. Barış DOĞAN

Şair-Yazar

 

  • Olcay GÖKÇE

Edebiyat Öğretmeni

 

  • İsa KOCAKAPLAN

Türk Edebiyat Vakfı

Öğretim Üyesi

 

 

Değerlendirme Kriterleri:
Yarışmaya başvuran şiirler, Seçici Kurul tarafından belirlenen aşağıdaki kriterlere göre 100 üzerinden puanlama yolu ile değerlendirilecektir.

 

  • Özgünlük
  • Sanatsal değeri
  • Konuya uygunluk
  • Türk örf, adet ve geleneklerine uygunluk
  • Türkçe’nin kullanımı ve zenginliği

 

 

 

YARIŞMA TAKVİMİ

 

Son başvuru                : 21 Nisan 2015  Salı

Jüri değerlendirmesi   : 16 Mayıs 2015 Cumartesi

Sonuçların ilan tarihi : 18 Mayıs 2015 Pazartesi

Ödül töreni                 :.12-22 Haziran Uluslararası Atatürk Kültür ve Sanat Etkinlikleri çerçevesinde Amasya Valiliği tarafından oluşturulacak İl kutlama Komitesi’nin belirleyeceği gün, saat ve yerde ödüller sahiplerine verilecektir.

 

BEŞİNCİ BÖLÜM

 

SON HÜKÜMLER

 

 

  • Ödül almaya hak kazanan ve dışarıdan Amasya’ya gelecek olan yarışmacıların kendilerine ait Ulaşım (otobüs), Konaklama ve Ağırlama masrafları belediyemiz tarafından karşılanacaktır. (Yarışmacıların beraberinde getirdikleri misafirlerin masrafları kendilerine ait olacaktır.)

 

  • Ulaşım masrafları için (Otobüs) bileti gidiş-dönüş olarak resmi rayiç bedeller dikkate alınır.

 

  • Seçici Kurul üyelerine mansiyon ücreti verilir. Ulaşım (otobüs) ve konaklama masrafları Amasya Belediyesi tarafından karşılanacaktır. Seçici kurul üyelerine verilen ücret Belediye temsilcisi olarak seçici kurulda bulunan Başkan Yardımcısına verilmez.

 

  • Ödül törenine katılmak isteyen seçici kurul üyelerinin Ulaşım (otobüs) ve konaklama bedeli Amasya Belediyesi tarafından karşılanacaktır.

 

  • Ödül töreninde sahne alacak ses ve saz sanatçılarına ses ve saz ücreti ayrıca ödenir.

İLETİŞİM

 

Yarışma Koordinatörü        : Hakan ARLI

Adres                                      : Amasya Belediye Başkanlığı “Amasyalı Mihrî Hatun Şiir Yarışması” Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü Şehit Özcan Özen Sok. No: 15 – 05100 AMASYA

Tel: (0358) 218 48 14  –  (0358) 218 80 00  ( Dahili: 130 )

e-posta: yarisma@amasya.bel.tr

Web: www.amasya.bel.tr.

5. Ulusal Mihri Hatun Şiir Yarışmasının Katılım Formu ve Şartnamesini indirmek için lütfen TIKLAYINIZ

(EK.1)

 

 

Amasya Belediyesi Ulusal Şiir Yarışması Katılım Formu

  

RUMUZ  :   _____________________________________________________________

 

Adı – Soyadı : ____________________________________________    _____________

 

T.C Kimlik NO: _________________________________________________________

 

Adres: _________________________________________________________________

 

Telefon: ______________________________Faks: _____________________________

 

E-posta: __________________________ @___________________________________

 

Mesleği:________________________________________________________________

 

Banka Hesabı Sahibi: ____________________________________________________

 

Banka Adı ve Şubesi: _____________________________________________________

 

İban Numarası: _________________________________________________________

 

Sıra No          Eser Adı                                                             Şiir Tekniği

                                                                                             (Serbest –  Aruz  –   Hece)

 

1 ………………………………………………                  …………………….

2……………………………………………….                  …………………….

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TUTANAKTIR

 

 

Yukarıdaki şartname hükümlerini ve dereceye giren veya yayınlanmaya layık görülen eserlerimin kullanım haklarının Amasya Belediye’sine ait olduğunu kabul ediyorum.                                     

 

 

Tarih: …… / …… / 2015                                                        Eser Sahibi     

 

                                                                       Adı – Soyadı  : …………………………………

                                                                       İmzası             : …………………………………

 

 

Ara 072014
 
Şener Şen

Sultan isimli filmden bir Şener Şen resmi

Hiç ummadığım bir haberin, hiç ummadığım bir anda ansızın gelmesini bekliyorum. Tamam yaş geçiyor, her geçen saniye, her biten dakika kum saatinin üstteki bölümünden biraz daha eksiltiyor ama o müjdeli haberin her an gelebileceği umudunu taşıyorum hala.

Ne olduğunu sormayın ben de bilmiyorum ama tarif etmek gerekirse eğer, ayladır hazırlandığı sınavı kazandığının haberini alan bir liselinin sevinci değil bu çünkü o umduğu, beklediği, az çok tahmin ettiği bir sonucu yaşıyor. Doksan dakika ciğerlerini patlatırcasına koştuktan sonra, galiba olmayacak artık dediği sırada topu filelere yollayan bir futbolcunun gol sevinci de değil beklediğim. İlle de benzer bir örnek vermek gerekirse hayatı boyunca hiç gol olmamış Ofsayt Osman’ın son sahnelerinde “Bu da mı gol değil hakim bey?” diye sorduğu soruya, hakimin elini masaya vurarak “Gol” diye cevap verişi var ya, belki bu biraz yaklaşır benim beklediğime ama tam olarak o da değil.

Doğumhane önünde dokuz doğuran babanın, evladını ilk gördüğü anda yaşadığı sevinç ne büyük bir sevinçtir ama o hiç değil. Sevinç orada hüzünle karışır, mutluluk gözyaşları istemez yanaklara doğru süzülür. Boğazı düğümlenir insanın yutkunamaz.

Hemen herkesin olsun artık dediği bir hayali vardır. Borcun harcın bitivermiştir, senelerdir müdürün olmadığı yerde müdür yardımcısıyken artık müdür oldun demişleridir, evindir arabandır kavuşmuşsundur, o aşağı doğru gösteren grafik çizgisinin ucu yukarı doğru dönmeye başlamıştır sonunda. Bütün bunların gerçekleştiği an değildir benim beklediğim ya kimse içinde benimkilerin de bulunduğu o hayallerin gerçekleştiği anı istemediğimi ya da küçümsediğimi düşünmesin. Sonuçta hayattır bu. Halkalar arka arkaya eklenirken bu halkayı beğenmedim, bu zincir sadece benim istediği halkalardan oluşsun deme imkânımız yokken beğendiğimiz, istediğimiz halkaları da ekleyebilmektir mutluluk. Aldığım her nefes kaybettiğimde bir daha ele geçmesi çok zor nimettir, her yudum su, sağlıklı geçirdiğim her saniye…  Artılar eksileri götürdüğünde geriye kalan artılar olduğu sürece başarılıdır bu kâr zarar hesabı ama bu da değil söylediğim.

Ben bütün hesapların, beklentilerin ötesinde beklemediğim o anda hiç beklemediğim o sevinçten bahsediyorum.

Şener Şen sevinciyle sevinmek benim bahsettiğim.

O beklediğim ama beklediğim halde ne olduğunu bilmediğim o haber öyle bir haber olsun ki Milyarder’deki Mesudiyeli Mesut’un, Sultan’daki Bakkal Bahtiyar Efendi’nin sevincini yaşatsın. Ansızın gelsin o müjdeli haber. Allah! diye bağırarak kendimi sokaklara atayım, topuklarım ardım vursun, bağıra çağıra yer yön belirlemeden, koşayım, her önüme gelene sarılayım…

Kendim için istiyorsam namerdim derler ya o haber benim için olduğu kadar senin, için onun için, bizim için hepimiz için gelsin. Bırak küçük para, pul, şahsiyet, karakter, üstünlük hesaplarını o anı iste sen de benim gibi. Belki o zaman daha çabuk gelir o ne olduğunun bilmediğimiz o haber. Koca bir ülke Şener Şen sevinciyle sevinir sokaklara dökülürüz, topuklarımızı ardımıza vurur. Belli mi olur?

Kas 222014
 

Se qualcuno è colpevole, nessuno è colpevole

(Herkes suçluysa hiçkimse suçlu değildir)

                                                                                                                                                                               Sicilya Mafyasına ait bir söz

Suçlananı koruyan suçlayandan daha güçlüyse suçlayanla suçlu yer değiştirir

Suçlananı koruyan suçlayandan daha güçlüyse suçlayanla suçlu yer değiştirir

Suçlayanlar hep asık suratlı, ceberut,  koruyanlar ise genelde babayiğit adamlardır. Suçlayanlar haklı olsalar bile çoğunlukla sevilmezken, koruyanlara hep kurtarıcı gözüyle bakılır. gönüllerde asıl taht kuranlar ise hikâyeleri bazen hazin bir sonla bitse de suçlananlardır. Suçlananlarla suçlu olanlar arasında büyük bir fark vardır. Suçluyu sevmemekle birlikte genetik kodlamalarımızdan mıdır, yoksa bu memleketin havasında mı, suyundan mıdır bilinmez, suçlananların aslında masum olduğuna dair kesin düşüncelerimiz vardır.

Pek çok başarılı sinema filminin, binlerce insanı ekrana yapıştıran televizyon dizilerinin kurgusu hep bu üçgenin üzerine oturtulur. Apartman görevlisi, film boyunca avanta peşinde olduğu için apartman yöneticisi tarafından sürekli suçlanır. Apartmanın kabadayısı ise kapıcının kurtarıcısıdır. Eninde sonunda alkışlar, türlü badireyi atlatıp apartmanı ele geçiren kapıcıya gider. Bu yüzden filmin adı kapıcılar kralıdır.  Daha geride kalmış bir zamanın bu güne uyarlamasıyla ortaya çıkan bir televizyon dizisiyle örnek verirsek; hükümdarın karısı suçlayan, genç şehzade suçlanan, şehzadenin etrafındaki paşalar da koruyandır. Akıbeti her ne kadar kötü olsa da gönül tahtına oturan yine suçlanan şehzade olacaktır.

Gerçek hayatı da film izler gibi izlediğimiz için senaryoya dahil olduğumuz aklımızın ucundan bile geçmez. Daha büyük boyutta düşündüğümüzde milyonları yönetmeyi kendine görev edinmiş birileri, karşımıza suçlayanları, suçlananları ve koruyanlardan oluşan senaryoyu çıkarttıklarında bizden tek istedikleri vardır;

“Ses çıkarma, seyirci olarak kal, oyunu bozma, suçlananı alkışla.”

Oysa bir gün gelir, oynayanlardan birisi rolün dışına çıkar, bütün dengeler birden bire değişiverir.  Filmin esas oğlanı beklemediği repliklerle karşılaşmıştır. Daha da kötüsü filmin kamera arkası görüntüleri, ortaya saçılır. O güne kadar suçlananlar birden bire suçlayan olur, o güne kadar suçlayan rolünü oynayanlar da suçlanan rolüne geçiş yaparlar. Gözler suçlananı kurtaracak olanı arasa da o sahneye çıkmak için muhtemelen oyunun finalini beklemektedir.

Esen rüzgar fırtınaya çevrilirken, kağıdın üzerinde rüzgar gülü gibi dönen üçgenin köşeleri sürekli yer değiştirir.   Bir bakarsın en tepede suçlanan vardır, bir bakarsın suçlayan. Asıl olansa baş döndürücü hızla dönen üçgenin ortasında kalan seyircilere olur. İşte tam o sırada, o ana dek “seyirci kal konuşma, oyunu bozma” diyen yönetmenlerin arasına oyuncuya değil, seyirciye sufle veren bir başkaları katılır.

“Sesiz olma, seyirci kalma, oyunu boz…”

Oysa oyun çoktan bozulmuştur.

Kas 092014
 
zeytin

Efsaneye göre; Ege kıyılarını gezerken yorulan Homeros, bir zeytin ağacı gölgesine oturur. Zeytin ağacı dile gelir ve Homeros’un kulağına şunları fısıldar: “Herkese aitim ve kimseye ait değilim. Sen gelmeden önce buradaydım ve sen gittikten sonra da burada olacağım.”

 

Sarı iş makinelerinin ağır tarakları zeytin ağaçlarının köküne saplanırken, saplayanların dilinde ülke, zenginlik, refah, iş, umut gibi yüce değerler vardı.

“Beni bak oğlum beni” diye bağıracaktı bir amca; “O kesip durduğunuz ağacler  goley mi yetişir saniyonuz siz?”

İş makinelerinden birisi egzozundan kara kara mazot dumanları çıkartarak yürüyüp, zeytin ağaçlarından en görmüş en geçirmiş olanını devirecekti. Zeytin ağacı ki başka bir ağaçtır.  Kısa boylu, tıknaz, yere sağlam basan, karayağız köy delikanlıları vardır ya işte öyle. Kabuğu çile çekerken bile gülümseyen köylünün derin çizgilerle dolu yüzü gibidir. Yaprağı yeşildir ama gümüştür. Hele kökleri… Odun gibi değil, zeytin gibi değil, hem ikisi birden hem ikisi birden değil… Mis gibi güzel kokar kökleri.

Ağaç devrilince feryat eden amcalara, şalvarlı, başörtülü, yaşı geçkin ama gönlü genç, çevik mi çevik, yüzleri de elleri gibi toprak rengi teyzeler katılacaktı.  Bir kıyamettir kopacaktı. Genci yaşlısı, eskisi yeni gelini hepsi bir olup buldozerlerin önüne atıvereceklerdi kendilerini.

Buldozerlerin sahipleri değil, sahiplerinin görevlendirdiği gencecik şefler bakacaklardı ki iş zora gidiyor, içlerinden tombul tombalak, göbekli temiz yüzlü olanlardan birisi geçecekti köylünün karşısına başlayacaktı dil dökmeye…

“Amcalar, teyzeler, dedeler, nineler etmeyin eylemeyin. Yeminlen bu sizin iyiliğiniz için. Şimdi karşı çıkıyorsunuz ama gelecekte göreceksiniz faydasını. Santral kurulacak buraya. İnşaatı, ustası, kurulduktan sonra kömürü, madeni, işçisi, memlekete, ekonomiye katkısı saymakla bitmez yararları. Kaç bin kişi ekmek yiyecek biliyor musunuz? Şimdi söyleyin hele. Ekmek mi istersiniz, zeytin ağacı mı?

Kalabalığın önündeki ihtiyarlardan birisi alacaktı sözü;

“Len olum.” Diyecekti “Okumuşsun şunca işçinin başına şef oluvemişsin emme bişeycik örenememişsin. Hem ekmek hem zeytin yesek olmez mi! Get biraz öte yere kuruver santralini.”

Sonra tombul şefin göbeğini işaret edip devam edecekti.

“Yalınız ekmek yirsen işte böle tombalak olverirsin. yağ bağların gübeğin şişer. Zeytin ye zeytin. Hem gafen çalışsın hem için. Ekmeği zeytinin yağına ban ki yidiklerini çıkarmek goley olsun. Böle yuvalene yuvalene gezme ortalık yerde.”

Bir kahkahadır kopacaktı. Genç şefin yanakları kızarırken kalabalık neşeli mi neşeli bir Ege Türküsünü hep bir ağızdan söylemeye başlayacaktı. Düğün gibi, bayram gibi… Hem ekmekleri hem de ekmeklerinin katıkları olan zeytinlerini kimselere bırakmayacaklardı…

Benim hayalimde böyle canlandı ama böyle olmadı elbette. Bir gecede 6000 ağacı hiç acımadan söktüler. Termik santral demek, daha çok kömür çıkarmak, daha çok maden açmak, daha çok madenci çalıştırmak demekti çünkü. Evet ne yazık ki ucunda ölümler olsa da, zeytinlikler, ağaçlıklar, ormanlıklar yok olsa da, havamız, suyumuz yani hayatımız ise karaya bulansa da daha memleketin ihtiyacı olan enerji demekti. Yine evet, bir termik santral sayesinde binlerce eve ekmek girecekti.  Oysa büyük sır amcanın söylediğinde gizli. Her ne pahasına olursa olsun demeden hem ekmeği hem zeytini yemek mümkün. Mevlam güneşinden, rüzgarından, dalgasından, suyundan her türlü nimeti vermişken, o uğruna savaşlar çıkan enerjiyi elde etmek, kirletmeden, katletmeden yaşamak,  zengin olmak da mümkün. Doğadan bugün çaldığın sadece bugünü kurtarır, sadece bugünün binlerce insanını doyurur ama ya yarın?

Hepsi bir yana, zeytin bu be… Sevmeyeni var mıdır?