hiciv » KURŞUN KALEM

hiciv

Ağu 072020
 


Neyzen Tevfik

Kartal Belediyesi, Neyzen Tevfik Şiir (Hiciv) Yarışması’nın İlkini Düzenliyor

Kartal Belediyesi’nin; ünlü ney ustası ve şair Neyzen Tevfik’i (Tevfik Kolaylı), gelecek kuşaklara tanıtmak, eski şiir türlerinden olan “hiciv”i ve şiiri özendirmek amacıyla bu yıl ilk kez düzenlediği ‘Neyzen Tevfik Şiir (Hiciv) Yarışması’ için başvurular alınmaya başlandı.
Yaşamı boyunca gericiliğe, baskı ve şiddete düşünceleri, yaşam biçimi ve şiirleriyle karşı çıkmış, laik Cumhuriyet’in yanında durmuş hiciv ustası Neyzen Tevfik’i, şiir üzerinden anmanın ve gündemde tutmanın konusunu oluşturduğu yarışma, tüm şairleri bekliyor.
Katılım Koşulları  
1- Yarışma her yaştan, amatör ve profesyonel şairlere açıktır.
2- Katılımcılar yarışmaya en fazla 3 şiirle katılabilirler.
3- Yarışmaya gönderilecek yapıtlar, bilgisayar ortamında hazırlanmış olmalıdır.
4-Yarışmaya gönderilecek şiirlerin, hiçbir yerde yayımlanmamış olması gerekmektedir. Bir başka yarışmaya gönderilmiş ya da bir başka yayın organında yayımlanmış şiirler saptanması durumunda, yarışma dışı bırakılacaktır.
5-Katılımcılar yarışmaya eserlerinin sol üst köşesine yazacakları gerçek adlarıyla katılacaklardır.
6-Yarışmacılar kısa özgeçmiş, adres ve iletişim bilgilerini, eserlerinin ekinde mutlaka göndereceklerdir.
7- Katılımcılar ürünlerini 8 kopya olarak, 28 Aralık 2020 mesai bitimine kadar
Ebru Şahin
Kartal Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü
Yukarı Mah. Belediye Cad. No:6, Kartal/İstanbul
Tel: 0216 280 58 06 adresine; elden, kargo ya da posta yoluyla iletmeleri gerekmektedir. Posta ve kargodan kaynaklı gecikmeden, belediyemiz sorumlu değildir.
8- Kartal Belediyesi, ödül alanların dışında, yarışmaya gönderilen şiirlerden istediği kadarını telif hakkı ödemeden kitaplaştırabilir.
9-Yarışmanın Seçici Kurul Üyeleri şu isimlerden oluşmaktadır:
Müjdat Gezen (Mizah Yazarı, Tiyatro Oyuncusu, Yönetmen)
Celal Ülgen (Hukukçu, Yazar, Şair)
Kandemir Konduk (Mizah Yazarı, Senarist)
Adem Uçar (Kartal Belediye Başkan Yardımcısı)
Cihan Demirci (Mizah Yazarı, Karikatürist, Şair)
Hüseyin Fidan (Şair, Yazar)
Dilruba Nuray Erenler (Şair, Eğitimci)
Niyazi Yaşar (Şair, Yazar, Eğitimci)
10- Değerlendirme sonucunda;
Birinci seçilen yapıtın sahibine 7.500,00 TL. + Plaket
İkinci seçilen yapıtın sahibine 5.000,00 TL. + Plaket
Üçüncü seçilen yapıtın sahibine 2.500,00 TL. + Plaket
Seçici kurul özel ödülü sahibine 1.500,00 TL + Plaket verilecektir.
11-Yarışmaya katılan herkes, katılım koşullarını kabul etmiş sayılır.
12-Sonuçlar 21 Ocak 2021 tarihinde, basın yoluyla ve aynı gün Kartal Belediyesi’nin web sayfasından açıklanacak, dereceye girenlerin ödülleri ise, Neyzen Tevfik’in ölüm yıl dönümü olan 28 Ocak 2021 tarihinde düzenlenen bir törenle verilecektir.
13- Sorularınızı ebrusahin@kartal.bel.tr adresine iletebilirsiniz.
Eki 242012
 
Neler yapmadık ki bu vatan için...

Neler yapmadık ki bu vatan için…

Elmanın içini kemirerek dışarıya çıkmaya çalışan küçük ama çıktığında kocaman bir canavara dönüşecek kurtçuktu fikir. Yanlışı görüp de susan yanlış yapan kadar günahkâr, bana dokumuyorsa yaşasın diyen en az yılan kadar zulümkârdı.

“ Sussan olmuyordu, susmasan olmazdı.”

Bir tıkla açıverdiğimiz sayfaları,  “En son lafı ben koydum ama iyi koydum” övüncüyle kapatıp, bir iş görmekten çok, hizmet etmiş olmanın mutluluğuyla başımızı yastığa koyardık. En güzel yazan, en güzel konuşan, Nef’i ‘nin dizlerindeki mucizeli kuş gibiydik.

Tûtî-i mu’cize-gûyem ne desem lâf değil
Çerh ile söyleşemem âyînesi sâf değil

Ehl-i dildir diyemem sînesi sâf olmayana
Ehl-i dil birbirini bilmemek insâf değil

 

Bir tarafta şahlar, sultanlar, padişahlar vardı diğer tarafta, yıldırımların düşmesine sebep olacak kadar uğursuz sayılan “Siham-ı Kaza”  yazanlar. Bir tarafta demir parmaklıklar, diğer tarafta geçim, çocuk, anne, baba, ev, mal, mülk ve türlü hedeflere yönelmiş hayatlar.

“ Sussan olmuyordu, susmasan olmazdı.”

Ormanlara gökdelenler dikilirken, almaya alışmış kirli eller zaten boş olan ceplere sokulurken, gencecik fidanlar toprağa düşerken, değer verdiğin ne varsa üzerine basılırken, insanlar sınıf sınıf ayrılıp bölünürken,  başına bir iş gelme ihtimalini bile bile yazmak, çizmek konuşmak, aptallık mıydı, cesaret miydi yoksa gösteriş mi?

“Kelp” diyen Tahir Efendilere “Sensin kelp”, “Bizden olamayanlar kâfir” diyenlere “Varıp ahrette görelim kim Müselman” demek miydi tek zorumuz?

Üç kez zindana atılıp affedilen, bir kez daha hiciv yazarsan kellen gider diye uyarılan Nef’i, katline sebep olan son hicvini yazarken ne düşünmüştü acaba?  Koyu esmer tenli zindan muhafızı  bir kez daha affedilmesi için dilekçe yazarken, kağıda damlayan mürekkep için “Mübarek teriniz damlamıştır efendim” dedikten sonra pişman olmuş mudur? Esmer muhafız’ın sinirle yırtıp attığı dilekçeyi görünce “Hay dilim tutulsaydı da konuşmasaydım!” demiş midir?

“ Sussan olmuyordu, susmasan olmazdı.”

Bu günün “Siham-ı Kazaları” sosyal medyanın paylaşım siteleriydi. Resimler ekleyip yazılar, yazacak, yazılanlar yorum yapacak, tersine konuşanı kodu mu oturtacaktık. Çiçekler, böcekler, küfürlü şarkılar, komik videolarla uyutulanları, “O büyük adamın” her sözüne inanları uyandırmanın tek yolu, her seferinde seviyesi biraz daha yükselen gazla “Vaveyla” kopartıp “Baht-ı kara maderini” kurtarmaktı.

Bu sabah gazetelerde alıştığımız ama bir türlü içimize sindiremediğimiz ve her seferinde yine aynı hırsa klavyenin başına koştuğumuz haberlerden birisi daha vardı. İsme gerek yok otuz yılda binlercesinin arasına katılanlardan sadece birisi. Emniyet amiriymiş. Kırk dört yaşında. Biri kız,  üç çocuk babası. Erkeklerden birisi babası gibi polis olmuş, diğeri polis okulunda. Kahraman baba Umreden dönmüş, görev yerine koşmuş. Kahpe pusulardan birisinde aziz canını daha aziz bildiği vatanına hediye etmiş.

“ Sussan olmuyordu, susmasan olmazdı.”

Sadece ve sadece utandım.

Sustuğum zamanlardan utandığım kadar susmadığım zamanlardan da utandım.