Ara 072014
 

Hiç ummadığım bir haberin, hiç ummadığım bir anda ansızın gelmesini bekliyorum. Tamam yaş geçiyor, her geçen saniye, her biten dakika kum saatinin üstteki bölümünden biraz daha eksiltiyor ama o müjdeli haberin her an gelebileceği umudunu taşıyorum hala.

Ne olduğunu sormayın ben de bilmiyorum ama tarif etmek gerekirse eğer, ayladır hazırlandığı sınavı kazandığının haberini alan bir liselinin sevinci değil bu çünkü o umduğu, beklediği, az çok tahmin ettiği bir sonucu yaşıyor. Doksan dakika ciğerlerini patlatırcasına koştuktan sonra, galiba olmayacak artık dediği sırada topu filelere yollayan bir futbolcunun gol sevinci de değil beklediğim. İlle de benzer bir örnek vermek gerekirse hayatı boyunca hiç gol olmamış Ofsayt Osman’ın son sahnelerinde “Bu da mı gol değil hakim bey?” diye sorduğu soruya, hakimin elini masaya vurarak “Gol” diye cevap verişi var ya, belki bu biraz yaklaşır benim beklediğime ama tam olarak o da değil.

Doğumhane önünde dokuz doğuran babanın, evladını ilk gördüğü anda yaşadığı sevinç ne büyük bir sevinçtir ama o hiç değil. Sevinç orada hüzünle karışır, mutluluk gözyaşları istemez yanaklara doğru süzülür. Boğazı düğümlenir insanın yutkunamaz.

Hemen herkesin olsun artık dediği bir hayali vardır. Borcun harcın bitivermiştir, senelerdir müdürün olmadığı yerde müdür yardımcısıyken artık müdür oldun demişleridir, evindir arabandır kavuşmuşsundur, o aşağı doğru gösteren grafik çizgisinin ucu yukarı doğru dönmeye başlamıştır sonunda. Bütün bunların gerçekleştiği an değildir benim beklediğim ya kimse içinde benimkilerin de bulunduğu o hayallerin gerçekleştiği anı istemediğimi ya da küçümsediğimi düşünmesin. Sonuçta hayattır bu. Halkalar arka arkaya eklenirken bu halkayı beğenmedim, bu zincir sadece benim istediği halkalardan oluşsun deme imkânımız yokken beğendiğimiz, istediğimiz halkaları da ekleyebilmektir mutluluk. Aldığım her nefes kaybettiğimde bir daha ele geçmesi çok zor nimettir, her yudum su, sağlıklı geçirdiğim her saniye…  Artılar eksileri götürdüğünde geriye kalan artılar olduğu sürece başarılıdır bu kâr zarar hesabı ama bu da değil söylediğim.

Ben bütün hesapların, beklentilerin ötesinde beklemediğim o anda hiç beklemediğim o sevinçten bahsediyorum.

Şener Şen sevinciyle sevinmek benim bahsettiğim.

O beklediğim ama beklediğim halde ne olduğunu bilmediğim o haber öyle bir haber olsun ki Milyarder’deki Mesudiyeli Mesut’un, Sultan’daki Bakkal Bahtiyar Efendi’nin sevincini yaşatsın. Ansızın gelsin o müjdeli haber. Allah! diye bağırarak kendimi sokaklara atayım, topuklarım ardım vursun, bağıra çağıra yer yön belirlemeden, koşayım, her önüme gelene sarılayım…

Kendim için istiyorsam namerdim derler ya o haber benim için olduğu kadar senin, için onun için, bizim için hepimiz için gelsin. Bırak küçük para, pul, şahsiyet, karakter, üstünlük hesaplarını o anı iste sen de benim gibi. Belki o zaman daha çabuk gelir o ne olduğunun bilmediğimiz o haber. Koca bir ülke Şener Şen sevinciyle sevinir sokaklara dökülürüz, topuklarımızı ardımıza vurur. Belli mi olur?