moby dick



Sen Neymişsin Meğer Moby Dick

Size bir teklif yapılsa; Moby Dick gibi bir roman yazacaksınız ve kitabınız dünya edebiyat tarihine geçecek ama bir şartla kitabınızın değeri yazılmasından 70 sizin ölümünüzden ancak 30 yıl sonra anlaşılabilecek ve bir anlamda Moby Dick’in yazarı Herman Melville’in talihsizliğini yaşayacaksınız.

Kabul eder misiniz?

Bu teklifi duyar duymaz, hemen, “Pek tabii ki kabul ederim” diyenler olacağı gibi elbette üzerine biraz düşünmek isteyenler de çıkacaktır ama unutmayın Moby Dick gibi bir eser demiştik. Sadece edebiyat dünyası tarafından değil, sosyoloğundan psikoloğuna, ekonomistinden siyaset bilimcisine kadar pek çok bilim insanı tarafından şaheser olarak kabul edilmiş, üzerine yorumlar yapılmış, makaleler, tezler yazılmış bir şaheserden bahsediyoruz ama dediğimiz gibi ancak üzerinden on yıllar geçtikten sonra.

Eğer Moby Dick’i sadece bir roman olarak okuduysanız bu yazıda kitap üzerine yapılan yorumları, yazarının ilginç hayat hikayesini ve Moby Dick’in bir romandan çok daha fazlası olduğunu görerek şaşıracak, biraz da mizahi bir yaklaşımla atılan başlıkta olduğu gibi sizler de “Sen neymişsin meğer Moby Dick” diyeceksiniz.

Herman Melville’i Moby Dick’e Götüren Yol

Moby Dick’i biraz daha iyi anlamak için yazarı Herman Melville’i bu şahesere götüren sürece bir bakmamız lazım. Kitabın Yapı Kredi Yayınları tarafından yapılan baskısında yer alan ve Mina Urgan tarafından yazılan önsöz bu konuda yapılan en güzel incelemelerden birisi. Biz de bu önsöz ışığında ve diğer kaynaklardan edindiğimiz bilgilerle Melville’i Moby Dick’e götüren yolu görelim. Tabii baştaki soruya sağlıklı bir cevap vermek adına okurken kendimizi yazarın yerine koymayı unutmadan.

Aslında varlıklı bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen Herman Melville babasının iflası ve onun ölümünden sonra zor bir hayat yaşıyor ve öğrenimini tamamlayamıyor. Bu zorlu süreç sırasında genç yaşta Pasifik Okyanusu üzerinde seferler yapan gemilerde çalışmaya başlaması ve edindiği tecrübeler daha sonra yazacağı kitaplar için ilham kaynağı oluyor. Yirmi beş yaşına kadar denizlerde, Tahiti de hatta yamyamların da yaşadığı Markiz adalarında serüvenli bir hayat sürüyor Melville. Çok görüyor, çok öğreniyor, kendi ifadesiyle eğitimini Harward ya da Yale Üniversitesi yerine koyduğu gemilerde tayfa olarak tamamlıyor.

Karaya kalıcı olarak ayak bastıktan sonra 1846 ile 1850 yılları arasında edindiği tecrübelerin ışığında beş roman yazıyor ve kısa sürede edebiyat dünyasında tanınıyor. Bu tarih aralığında evleniyor ayrıca Melville. 1847’deki evliliğinden sonra Massachusetts’ te bir çiftliğe çekildikten sonra ise pek çok yazarın karşılaştığı önemli bir sorunla karşılaşıyor; geçim sıkıntısı. Yine de önceki kitaplarından çok daha başarılı olacağını umduğu Moby Dick’i bitiriyor. 1851 yılında ilk defa İngiltere’de basılan kitap yeterince ilgi görmediği gibi Amerika baskısında da istediği sonucu alamıyor Melville. Moby Dick’ten hemen sonra yazdığı “Pierre” isimli romansa tam bir hayal kırıklığı oluyor.

Moby Dick’ten Sonra Herman Melville

Bundan sonraki süreçte Melville ilk romanlarındaki başarıyı yakalayamamış, geçim sıkıntısı yüzünden fazla üretemeyen adı günden güne biraz daha unutulan bir yazar olarak hayatını sürdürür. Gene Hawthorne’ a yazdığı bir mektupta, durumundan acı acı yakınır durur: “Dolarların onu lanetlediğini, sırf kazanç için kitap yazamadığını, değerli bir kitabın da insana para getirmediğini, şu sırada Kutsal Kitap’ı yazsa bile, gene sokaklarda açlıktan öleceğini” anlatır.

Sonraki süreçte yine de vazgeçmez yazmaktan. Dört şiir kitabının yanı sıra “Israel Potter”, “The Confidence-Man” ve edebiyat otoriteleri tarafından Moby Dick’ten sonra en başarılı eseri olarak kabul edilen “The Piazza Tales” bu dönemde basılır. Ne yazık ki bu kitapların da hiçbirisi ilgi görmez.

1863’te New York’a yerleşir Herman Melville ve düşük bir maaşla gümrük müfettişi olarak çalışmaya başlar ve 19 sene bu boyunca bu işte kalır. 1891 yılında öldüğüne geride birbirinden değerli eserler bırakmasına rağmen büyük bir yazarın göçüp gittiğinin hiç kimse farkında bile değildir. Ne var ki yazarın yüzüncü doğum yılı olan 1919’da ölümünden neredeyse 30 sene sonra Amerikalı ve Avrupalı okuyucular tarafından yeniden keşfedilir ve eserleri, özellikle Moby Dick en çok okunan, üzerine yorumlar, araştırmalar yapılan eserler arasına girer. İşte yazımızın başlığındaki “Sen Neymişsin Meğer Moby Dick” dediğimiz yer de burasıdır. Moby Dick’in bir romandan çok fazlası olduğunu ifade eden hayretler uyandıran yorumlardır bunlar.

Sen Neymişsin Meğer Moby Dick

Mina Urgan Moby Dick için yazdığı önsözde şu ifadeleri kullanır;

“Zaten kimi büyük yapıtlar, iki katlı gibidir bir bakıma. Üst kat, yani yüzeydeki kat, çoğunun anlayacağı türdendir. Kitabın gerçek büyüklüğünü yapan alt katın anlamını ise, herkes kolay kolay kavrayamaz.”

Gerçekten de Moby Dick’i bir intikam romanı olarak okuyabilirsiniz. Kaptan Ahab bacağını kaybetmesine sebep olan dev balinanın peşine düşer. İntikam duygusu o kadar büyük, kin ve nefreti o kadar korkunçtur ki kaptan Ahab kendini “Ben deliliğin delirmiş biçimiyim” diye tanımlar. Kitabın sonunda ise onun deliliği hem kendinin hem de gemisinin ve gemisinde çalışan tayfaların sonu olacaktır. Sadece bu gözle baktığınızda bir trajedidir Moby Dick. Ancak kitabın diğer katmanlarına inildiğinde yapılan yorumlar, romandaki simgelerden çıkartılan anlamlar hayretler uyandırıcıdır.

Mina Urgan’ın Moby Dick İçin Yazdığı Önsözden Alıntılar;

“Simgesel okumalara açık bir kitap olan Moby Dick ile ilgili olarak; Ahab ve Moby Dick arasındaki çatışmanın birey ile doğa, Ahab ve gemi mürettebatı arasındaki çatışmanın birey ile toplum arasındaki gerilimi yansıttığı; Ahab karakterinin 20. yüzyılın diktatörlerinin habercisi olduğu; geminin Amerikan toplumunu, acımasız Ahab’ın ise acımasız kapitalizmi ifade ettiği şeklinde okumalar yapılmıştır”

“Van Wyck Brooksa göre, Moby Dick, Beowulf destanındaki canavar Grendel gibi, doğanın yaban güçlerinin bir simgesidir.”

“William S. Glein’ a göre, kaderdir.”

“Henry Pommer’ a göre, Tanrıdır.”

“William E. Sedgwick’ e göre, evrenin çözülmez gizidir.”

“Aileen Wells Parks’ a göre, para ve ağır endüstriye dayanan sömürücü sınıftır.”

 “Freud’cular ve Jung’ cular da Moby Dick’ in psikanalize dayanan yorumlarını yapmışlardır. Örneğin;

 “Mumford, onun bilinçaltı olduğunu; Newton Arvin, nefret edilen baba otoritesinin ve baskısının bir simgesi olduğunu ileri sürmüştür.”

H. Lawrence ise, Moby Dick’i, beyaz ırkın psikolojik bakımdan yitirdiği cinsel gücün bir simgesi olarak görmüştür.

“Leon Howardın dediği gibi, çağımızın aydınları en çok neden korkuyorlarsa, onu görmüşlerdir Moby Dickte.”

Moby Dick; Çağının Ötesinde Bir Eser

Moby Dick yazıldığı dönemde anlaşılamamış bir şaheser yazarı Herman Melville ise çağının ötesinde bir yazardır. Yazar kitabını yazarken kullandığı simgelerde bütün bu yorumları öngörmüş müdür bilinmez ama kitabın diliyle, anlatımıyla, kurgusuyla bir edebiyat şaheseri olduğunda birleşir bütün otoriteler. Diğer yandan denizcilik, balina avcılığı, zooloji gibi alanlarda eşsiz bilgilerle dolu bir kitaptır Moby Dick.

Şimdi yazımızın en başına dönelim; size bir teklif yapılsa, Moby Dick gibi bir roman yazacaksınız ve kitabınız dünya edebiyat tarihine geçecek ama bir şartla kitabınızın değeri ölümünüzden ancak yıllar sonra anlaşılabilecek ve bir anlamda Moby Dick’in yazarı Herman Melville’ in talihsizliğini yaşayacaksınız.

Kabul eder misiniz?

Yazıyı okuduktan sonra fikrinizde olumlu ya da olumsuz bir değişiklik oldu mu bilmem ama imkân olsa o günlere gider ve soruyu yazarın bizzat kendisine uyarlayarak sormak isterdim.

Acaba cevabı ne olurdu?

Diğer Yazılar İçin Tıklayın

Youtube Kanalımızı Ziyaret Ettiniz mi?



Bir Cevap Yazın