Haz 102016
 

dumlupınar

ABD Deniz Kuvvetleri için 1944 tarihinde üretilen USS Blower adlı denizaltı, ilk görevini yerine getirmek üzere Panama’ya giderken Amerikan devriye botuna çarparak ilk kazasını yaptı. Evet bence de ne alaka veya bize ne Amerikan’ın denizaltısından. Aslında gerçekten de keşke ‘bize ne’ diyebilsek ama USS Blower, Türk Denizcilik tarihinin acı hatırasıdır. Marshall Yardımları çerçevesinde müttefiklerine silah yardımları yapan ABD, Türk Deniz Kuvvetlerine Bumber ve Blower adlı iki denizaltıyı vermiştir. Bu gemilerden Bumber, Çanakkale ismini alırken, Blower ise Dumlupınar ismini almıştır.
Tarihler 4 Nisan 1953’ü gösterdiğinde ise yine o acılarımızın başkenti olan Çanakkele’den bir acı haber daha ulaştı bizlere. Dumlupınar denizaltımız NATO tatbikatından dönerken gece 02:15 sularında İsveç bandıralı Naboland şilebiyle çarpışarak, Çanakkale açıklarında battı. O gün hava o kadar sisliydi ki, denizde 5mil hızla seyreden akıntıya diyecek laf bırakmıyordu, o fena sis…
Gün ağarmıştı. Balıkçı tekneleri, Dumlupınar’ın batarken su yüzüne fırlattığı haberleşme şamandırasını gördü. Gümrük motorunun ikinci çarkçısı Selim Yoludüz şamandıraya uzandı ve üzerindeki yazıyı okudu ‘’Deniz Kuvvetlerine bağlı Dumlupınar denizaltısı burada battı. Kapağı açın ve denizaltı ile irtibat kurun’’
Yoludüz, kapağı açtı ahizeyi kaldırdı ve ümitle ‘’ALO’’ dedi. Telefondaki ses, ‘’Buyurun, ben Astsubay Selami ‘’dedi.
-Selami nasılsınız, biz geldik, şimdi bana durumu anlat?
-Efendim dizellerden yara aldık, manevra dairesinde yangın çıktı, bataryayı sıfıra alarak kıç torpido dairesine geçtik, şimdi manevra dairesi su ile doldu.
-Kaç kişisiniz orada
-22 kişiyiz
-Diğer dairelerle irtibatınız var mı ?
-Yarım saat önce konuştum, şimdi cevap vermiyorlar.
-Merak etmeyin Kurtaran geldi, biz buradayız. Sizi oradan çıkaracağız.
-Ailelerimize selam söylüyoruz. Bizi kurtaracağınızdan eminiz. Vatan sağolsun.
Bir müddet sonra I.İnönü denizaltısının 2.komutanı Üsteğmen Suat ikinci kez konuşma yapar:
-Alo. Dumlu…
-Evet. Dumlu…
– Selami nasılsınız?
-Efendim hava biraz fenalaştı…
-Morallerinizi bozmayın, o hava size iki gün yeter. Sen çocukları yatır. Sigara içmeyin.
-Yok efendim, hepsi yatıyor. Sigara içmiyoruz. Işıkta yok, karanlıktayız.
Yarım saat sonra tekrar irtibata geçildi ancak bu sefer Ezan ve Allah seslerinden başka bir şey duyulmadı.
İşte 1953’de acıların başkenti Çanakkale’de, 86 kişilik Dumlupınar mürettebatından 5 kişi kurtulmuş ve 81 şehidimizin son sözü olarak Astsubay Selami ‘’Vatan Sağolsun’’ demiştir. Dumlupınar’ı kurtarmak için 11 kez dalgıçlar tarafından dalış yapılsa da, bir sonuca ulaşılmamıştır. En sonunda Yılmaz Süsen adlı dalgıç, tüm olumsuz hava şartlarına rağmen, canını tehlikeye atarak 80 metreye kadar daldı: Dumlupınar’la arasında 11 metre kalmıştı, fakat basınca dayanamayıp aniden kendinden geçti ve şuurunu kaybetti. Onun görevi elindeki halatı denizaltısına bağlamaktı. Şuurunu geri kazandıktan sonraki ilk sözleri, halat bağlandı mı? Oldu. Vurgun yemekten son anda kurtulan kahraman denizci için Amerikalılar: ‘’Ölümle arasında hiçbir şey kalmadı’’ demişlerdir. Yıllar sonra Süsen hadiseyle ilgili olarak: ‘’Elimden kopan halat, sıradan bir halat değildi, denizaltındaki askerlerimizin kaderiydi’’.
Günümüz toplum nazarında, bu acı hatırayla ilgili bilinenler ne yazık ki, çok sınırlı kalmıştır. Bizler tarihimize sahip çıkmalıyız, ve kaybettiklerimize gereken değerleri vermeliyiz, çünkü Türk Milleti’nin geçmişi bunu hak ediyor…

Paylaş

  One Response to “ANIL DİNCEL / ACININ BAŞKENTİ ÇANAKKALE”

  1. Harika bir makale olmuş. Duygulanmamak elde değil.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: