May 162016
 

maxresdefault

Asrın büyük şair ve nasiri Sezai Karakoç’un Gün Doğmadan kitabına başımı gömüp, sağlam surlu şehirlere benzeyen şiirlerine hayran hayran baktığım vakitler az değildir…
Kimi şiirlerinin gerçek manası defalarca okunmadan yakalanamaz. Kimi şiirleri ise üstünde bir ömür tüketilse yine de çözülemeyecek gibidir. Granittendir Üstad’ın dizeleri.
Müsadenizle size granitten birkaç dizeden bahsedeyim.

Kara Yılan’a Meydan Okumak

Ancak bilgi marifetiyle çözülebilecek bir imge:
Sezai Karakoç, Kara Yılan şiirinde, “Seni süt içmeğe çağırıyorum parmaklarımdan / Kara yılan kara yılan kara yılan kara yılan” diyor.
Yılanı, parmaklarından süt içmeye çağıracak cesaretin altında ise muhteşem bir mana yatıyor.
Şöyle ki;
Peygamber efendimiz (SAS); “Ben uyurken süt içtim. O kadar içtim ki, şimdi bile onun kanıklığının, tırnaklarımdan sızdığını duyuyorum. İçtikten sonra artığımı Ömer’e verdim.” Buyurmuşlar. Sahabelerin; “Bunu neye yordun ya Rasulullah?” sorusuna ise: “İlme yordum.” cevabını vermiş kainatın efendisi.
Sezai Karakoç, Kara Yılan şiirini bu hadis-i şerif üzerine bina etmiş olmalı. Kara Yılan’ın ise nefsi olabileceği kuvvetle muhtemel. O halde şiire; “Güneşin doğduğunu sana haber veriyorum” dizesiyle başlamasından da anlıyoruz ki; Üstat, Hazreti Peygamber’den aldığı ilimle nefisini yeneceğini / terbiye edeceğini söylüyor ve nefsine meydan okuyor:
“Güneşin yeni doğduğunu sana haber veriyorum
Yağmurun hafifliğini toprağın ağırlığını
Ve bütün varlığımla kara yılan seni çağırıyorum
Seni çağırıyorum parmaklarımdan süt içmeğe
Pamuğun ağırlığını yapan dağın hafifliğini
Sana haber veriyorum yeni doğduğunu güneşin
…”

Kandan Elbiseler Giymek

‘Ben Kandan Elbiseler Giydim Hiç Değiştirsinler İstemezdim’ şiirinde, meccanen fark edilmiş bir ayrıntı:
Karakoç’un birçok dizesi gibi bu dizelerini de hep merak etmişimdir; bu şiir beşeri bir aşkla mı yoksa uhrevi bir esinti ile mi yazıldı diye…
Ve bir zaman sonra fark ettim ki sır; “Artık ölebilirdim / Bütün İstanbul şahidim / Ben kandan elbiseler giydim / Bundan senin haberin var mı” dizelerinde gizli.
Neden?
Çünkü öğrendim ki; kişinin, rüyada kanlı bir elbise giyiniyor olması; bu kişinin psikolojik olarak; sevgi, aşk, bağlılık duyduğu şeyler sebebiyle gönlünün kırılmışlığına veya irade ettiği şeye yetişememenin, sahip olamamanın oluşturduğu içsel acının, buhranlarında seyir ettiğine, işaret edermiş.
Bu nasıl bir manadır, ne müthiş bir imgedir… Çarpılmamak elde değil.
Ve hani en sonda da soruyor ya; “Ben kandan elbiseler giydim / Bundan senin haberin var mı” diye… İşte tam burada sesleniyor; benim rüyalarımdan haberin var mı senin? Kırılmışlığımdan, karşılıksızlığımdan…

‘Ben Kandan Elbiseler Giydim Hiç Değiştirsinler İstemezdim’ şiiri 1959 yılında yazılmış. Yani Monna Rosa’dan 5 yıl sonra.
Bu şiir, Karakoç’un mezuniyetinin ilk yıllarına rastlar. Monna Rosa’nın sızısı hala taze olsa gerek…

Paylaş

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: